İtalya’nın Sicilya Adası’nda yer alan Messina kentinde, sanat tarihinin en karanlık gecelerinden biri yaşandı. Rönesans döneminin en büyük ustalarından biri olarak kabul edilen Antonello da Messina’ya ait dört adet paha biçilemez eser, kentin en önemli müzesinden çalındı. İtalya Kültür Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, bu vahim olay geçtiğimiz cumartesi gecesi meydana geldi. Hırsızlık vakasının, kentin manevi koruyucusu Meryem Ana onuruna düzenlenen ve binlerce insanın katıldığı geleneksel kutlamalarla aynı zamana denk gelmesi, güvenlik açıklarının bu kalabalık ve karmaşa ortamında suistimal edildiği şüphesini güçlendiriyor. Çalınan parçalar arasında sanatçının başyapıtlarından biri olarak görülen ve 15. yüzyıla tarihlenen San Gregorio Poliptiki’nin üç paneli de yer alıyor. Bu kayıp, sadece İtalya için değil, tüm dünya sanat mirası için telafisi zor bir boşluk yarattı.
Sanat Tarihinin Büyük Kaybı ve Hırsızlığın Detayları
Hırsızlığın gerçekleştiği Messina’daki müze, Antonello da Messina’nın memleketi olması sebebiyle bu eserlere ev sahipliği yapmanın gururunu taşıyordu. Ancak cumartesi gecesi yaşananlar, bu gururu büyük bir kedere bıraktı. İtalya Kültür Bakanlığı, çalınan eserlerin her birinin olağanüstü değere sahip olduğunu vurgularken, San Gregorio Poliptiki’nin panellerinin çalınması üzerine özellikle durdu. Bu paneller, sanatçının dini temaları işleme konusundaki ustalığını ve Rönesans ışığını Sicilya’ya taşıyan vizyonunu simgeliyordu. Olayın yaşandığı saatlerde Messina sokaklarında düzenlenen kutlamalar nedeniyle birçok yollar trafiğe kapatılmış durumdaydı. Kentin her yerinde büyük bir coşku hakimken, müze duvarlarının ardında sessizce gerçekleştirilen bu operasyon, profesyonel bir ekibin işi olabileceği ihtimalini akıllara getiriyor. Messina Belediye Başkanı Federico Basile, yaptığı açıklamada bu eylemi son derece kınanması gereken bir olay olarak nitelendirdi ve kutsal kutlamalar sırasında böyle bir hırsızlığın yapılmasının kent halkının acısını daha da artırdığını ifade etti.
Messina sokaklarındaki kalabalık ve heyecan, adeta bir fenerbahçe derbisi öncesindeki atmosferi andırırken, güvenlik güçlerinin odağının tören alanlarına kaymış olması hırsızlara aradıkları fırsatı vermiş olabilir. Sanat uzmanları, çalınan eserlerin karaborsada satılmasının imkansız olduğunu, zira her birinin dünya çapında tanınan ve tescilli parçalar olduğunu belirtiyor. Bu durum, hırsızlığın ya sipariş üzerine yapıldığı ya da fidye istemek amacıyla gerçekleştirildiği senaryolarını ön plana çıkarıyor. İtalya’da sanat eseri hırsızlığı maalesef sık rastlanan bir durum olsa da, Antonello da Messina gibi bir ismin eserlerine el uzatılması, ülkenin kültürel güvenliğini yeniden tartışmaya açtı. Ankara ve diğer önemli merkezlerdeki sanat camiaları da gelişmeleri yakından takip ederken, İtalyan polisinin uluslararası düzeyde bir operasyon başlatması bekleniyor. Olayın sıcaklığı sürerken, müze çevresinde bulunan her türlü güvenlik kamerası kaydı inceleme altına alındı ve görgü tanıklarının ifadelerine başvurulmaya başlandı.
İtalya devleti, henüz birkaç ay önce Antonello da Messina’nın “Ecce Homo” adlı eserini New York’ta düzenlenen bir müzayedede yaklaşık 15 milyon dolar, yani yaklaşık 13 milyon euro karşılığında satın alarak ülkeye geri kazandırmıştı. Bu büyük yatırımın ardından gelen hırsızlık haberi, kamuoyunda adeta soğuk duş etkisi yarattı. Türkiye ve dünya genelindeki sanat eleştirmenleri, müze güvenliğinin bu denli değerli eserleri korumada yetersiz kalmasını sert bir dille eleştiriyor. Sanatçının fırça darbelerindeki incelik ve dini figürlere kattığı insani derinlik, onu Rönesans’ın vazgeçilmez bir parçası yapıyor. Özellikle San Gregorio Poliptiki, Messina’nın kimliğiyle özdeşleşmiş bir eserdi. Bu kaybın ardından müze geçici olarak ziyarete kapatılırken, yetkililer çalınan eserlerin fotoğraflarını ve teknik detaylarını tüm sınır kapılarına ve Interpol birimlerine iletti. Süper lig maçlarındaki güvenlik önlemleri kadar sıkı bir denetimin kültür varlıkları için de uygulanması gerektiği görüşü, İtalyan basınında geniş yer buldu.
Sicilya’da Güvenlik Tartışmaları ve Sanat Eserlerinin Kaderi
Bu olay, İtalya’nın sanat eserlerini koruma konusundaki karnesini bir kez daha gündeme taşıdı. Aslında İtalyan polisi bu konularda oldukça deneyimli bir yapıya sahip. Nitekim hırsızlıktan sadece iki gün önce, Parma yakınlarında mart ayında çalınan ve toplam değeri 9 milyon euroyu aşan Renoir, Cézanne ve Matisse imzalı üç tablonun ele geçirildiği duyurulmuştu. Bu operasyonda Moldovalılardan oluşan bir çetenin çökertilmesi, Messina’daki hırsızlık için de bir umut ışığı oldu. Ancak Antonello da Messina eserlerinin akıbeti hala belirsizliğini koruyor. Alihan Kuriş ve benzeri isimlerin sosyal medya platformlarında dile getirdiği gibi, kültürel mirasın korunması sadece bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda bir beka meselesidir. Kuriş ve diğer sanatseverlerin vurguladığı üzere, bu eserler bir milletin hafızasını temsil ediyor. İtalya’da yaşanan bu son olay, müze personeli ve yerel yönetimler arasındaki koordinasyonun önemini bir kez daha ortaya koydu.
Polonya’da geçtiğimiz günlerde açılışı yapılan ve Avrupa’nın en yüksek Meryem Ana heykeli olma özelliğini taşıyan 55,6 metrelik devasa anıtın yarattığı manevi atmosfer, Messina’daki Meryem Ana kutlamalarıyla bir paralellik gösterse de, İtalya’daki olay inancın ve sanatın nasıl bir suç aleti haline getirilebileceğini gösterdi. Müze çevresindeki yollar trafiğe açık hale getirildikten sonra yapılan ilk incelemeler, hırsızların müzenin zayıf bir noktasından içeri sızdığını gösteriyor. Türk spor dünyasında bir transferin yarattığı sarsıcı etki gibi, bu hırsızlık da sanat piyasasında tüm dengeleri altüst etti. Yeni gelişmelere göre, İtalyan hükümeti eserlerin bulunması için özel bir birim kurdu. Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi dünya liderlerinin her fırsatta dile getirdiği kültürel varlıkların iadesi ve korunması çağrıları, bu tür uluslararası suç şebekelerinin hedefi olan ülkeler için büyük önem arz ediyor. Messina halkı ise bir an önce eserlerine kavuşmak için müze önünde bekleyişini sürdürüyor.
Bundan sonraki süreçte, çalınan dört eserin izinin sürülmesi için hem dijital takip yöntemleri hem de saha istihbaratı devreye sokulacak. Sanat tarihçileri, bu eserlerin zarar görmeden bulunması için dua ederken, hırsızların profesyonellik düzeyi soruşturmanın gidişatını belirleyecek. İtalya, geçmişte de benzer büyük soygunlarla karşı karşıya kalmış ve birçok eseri yıllar sonra da olsa geri getirmeyi başarmıştı. Ancak 15. yüzyılın bu nadide parçalarının nem, ışık ve saklanma koşullarına karşı son derece hassas olması, zamanla yarışıldığını gösteriyor. Messina Belediye Başkanı’nın da belirttiği gibi, bu sadece bir hırsızlık değil, bir şehrin ruhuna indirilmiş bir darbedir. Dünya genelindeki tüm koleksiyonerler ve galeri sahipleri, şüpheli satış tekliflerine karşı uyarıldı. Bu çapta bir hırsızlığın ardından, İtalya’daki diğer küçük ve orta ölçekli müzelerde de güvenlik protokollerinin en üst seviyeye çıkarılması talimatı verildi. Dakika dakika takip edilen gelişmeler, sanat dünyasının kalbinin şu an Sicilya’da attığını kanıtlıyor.

Yorum Yapın