Anasayfa Son dakika Türkiye, ev sahipliği oranında dünyada ne durumda?

Türkiye, ev sahipliği oranında dünyada ne durumda?

Türkiye'de ev sahipliği oranını gösteren konut binası görseli

Türkiye, ev sahipliği oranında dünyada ne durumda sorusu, son açıklanan uluslararası raporlarla yeniden gündemde. Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı’nın (UN-Habitat) Bakü’de tanıttığı Dünya Kentler Raporu, Türkiye’de ortalama bir konutun bir hane gelirinin 12,6 yılına denk geldiğini ortaya koydu. Bu oran, 11,2 yıllık dünya ortalamasının üzerinde kalıyor.

Avrupa İstatistik Ofisi Eurostat’ın Housing 2025 raporuna göre Türkiye, konut sahipliği oranında 29 Avrupa ülkesi arasında sondan üçüncü sırada yer aldı. Listenin zirvesinde Romanya, Slovakya ve Macaristan bulunurken, İsviçre yüzde 42 ile en düşük orana sahip ülke oldu. TÜİK verileri ise Türkiye’de 2020’den bu yana ev sahipliği oranının önce gerilediğini, 2025’te kısmen toparlandığını gösteriyor.

UN-Habitat raporu: Konut almak 12,6 yıllık gelir gerektiriyor

UN-Habitat, 183 ülkeyi kapsayan Dünya Kentler Raporu’nda bir hanenin ortalama fiyatlı bir konut satın alabilmesi için gereken gelir birikim süresini hesapladı. Türkiye 12,6 yıllık süreyle 134’üncü sırada yer aldı. Bu gösterge, bir hanenin gelirinin tamamını kesintisiz biçimde biriktirmesi varsayımına dayanıyor; kredi faizi, peşinat ve yaşam giderleri hesaba katılmıyor.

Avrupa özelinde Belçika 6,5 yıl, Danimarka 6,6 yıl ile en erişilebilir pazarlar olarak öne çıktı. Avusturya 10,3 yıl, Almanya 10,7 yıl, Fransa ise 11,8 yıl ile ortalamanın üzerinde kaldı. Rapora göre kredi yükü, konutun kendi fiyatından daha hızlı artıyor; bu da erişilebilirliği aşağı çeken asıl etken olarak gösteriliyor.

Eurostat’a göre Avrupa sıralaması ve Türkiye’nin yeri

Eurostat’ın Housing 2025 raporu, Avrupa’da konut sahipliği oranlarının Doğu-Batı ekseninde belirgin biçimde ayrıştığını ortaya koydu. Listenin başında yüzde 96 ile Romanya, yüzde 94 ile Slovakya ve yüzde 91 ile Macaristan yer aldı. Bu yüksek oranlar, söz konusu ülkelerdeki tarihsel özelleştirme süreçlerine bağlanıyor.

Türkiye, Avusturya ve Almanya sıralamanın alt sıralarında bulunuyor. Listenin sonunda ise yüzde 42 ile İsviçre bulunuyor. Eurostat analistleri, Batı Avrupa’daki düşük oranların gelişmiş kiralama piyasaları ve güçlü kiracı haklarıyla ilişkili olduğunu vurguladı.

Ülke içi trend: TÜİK verilerinde dört yıllık gerileme ve 2025 toparlanması

Türkiye İstatistik Kurumu’nun Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’na göre, oturulan konutun sahibi olan bireylerin oranı 2020’de yüzde 57,8 idi. Bu oran 2021, 2022, 2023 ve 2024 boyunca kesintisiz gerileyerek yüzde 56,1’e düştü. 2025’te eğilim tersine döndü ve oran yüzde 57,1’e yükseldi; ancak hâlâ 2020 seviyesinin altında kaldı.

Bu tablo, Türkiye’de konut sahipliğinin uzun vadede aşınma eğiliminde olduğunu, son bir yılda ise kısmi bir toparlanma yaşandığını gösteriyor. Gerilemenin başlıca sürücüleri arasında fiyat-gelir makasının açılması, kredi maliyetlerinin yükselmesi ve kentlerde kiralık konut arzının öne çıkması sayılıyor.

Erişilebilirliği etkileyen kriterler

  1. Fiyat-gelir oranı: UN-Habitat, bir konutun kaç yıllık hane gelirine denk geldiğini temel gösterge olarak kullanıyor; Türkiye’de bu oran dünya ortalamasının üzerinde.
  2. Kredi maliyeti: Faiz oranları, peşinat zorunluluğu ve vade yapısı, hanelerin konut alma hızını doğrudan belirliyor.
  3. Kira piyasasının derinliği: Gelişmiş kiralama piyasası ve güçlü kiracı hakları, Batı Avrupa’da sahiplik oranını aşağı çekiyor.
  4. Tarihsel özelleştirme: Orta ve Doğu Avrupa’daki yüksek sahiplik oranları, geçmiş dönemlerdeki toplu konut devirlerinin mirası.
  5. Yaşam giderleri: Gıda, enerji ve ulaşım harcamaları, tasarruf edilebilir gelir payını daraltıyor.

Okuyucu için pratik çerçeve

Konut almayı düşünen bir hane için mevcut veriler üç sinyale işaret ediyor: Fiyat-gelir oranı dünya ortalamasının üzerinde, kredi yükü konut fiyatından daha hızlı artıyor ve Avrupa sıralamasında Türkiye alt sıralarda bulunuyor. Bu tablo, konut kararı öncesinde fiyat-gelir dengesinin, kredi koşullarının ve alternatif kira seçeneklerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.

UN-Habitat’ın birikim varsayımı, gerçek hayatta kredi faizi ve yaşam giderlerini kapsamadığı için sahada erişilebilirlik daha da düşük olabilir. Konut sahipliği oranı 2025’te kısmen toparlasa da, 2020 öncesi seviyelere dönüş için fiyat-gelir makasının daralması ve kredi koşullarının yumuşaması gerekiyor.

Yorum Yapın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.