Eğitim-İş, 2026-2027 eğitim öğretim yılının ilk gününde Milli Eğitim Bakanlığı önünde bir araya geldi. Sendika, yeni dönemin başlamasına rağmen eğitimin yapısal sorunlarının çözülmediğini, okulların öğretmen, temizlik ve kaynak açığıyla açıldığını duyurdu.
Genel Başkan Kadem Özbay, okul kapılarının açılmasının eğitimi hazır hale getirmediğini söyledi. Özbay, velilerden alınan kayıt parası ve bağışlarla birlikte “öğrenci müşteri, veli finansör, devlet seyirci” durumunun oluştuğunu savundu.
Eğitim-İş’in MEB önündeki eylemi ne anlatıyor?
Sendika üyeleri, Bakanlık binasının önüne temizlenmemiş okul fotoğrafları, temizlik malzemeleri ve beyaz önlük taşıdı. Eylem, yeni eğitim öğretim yılı açılışının sembolik başlangıcına denk geldi.
Bu tercih, eğitimin teknik alt yapısı yerine görsel gündemlere ağırlık verildiğine dair bir tepki olarak okundu. Özbay, “Önlüğün altında eğitimin gerçekleri var” dedi ve öğretmenlere gönderilen genelgelerin bu gerçekleri örtme çabası olduğunu ileri sürdü.
Sendikanın gündeme getirdiği başlık konular
Eğitim-İş’in açıklamaları dört ana eksende toplandı:
- Okulların fiziksel hazırlığı: Temizlik, bakım ve personel eksikleri nedeniyle birçok okulun eğitime hazır olmadığı iddiası.
- Öğretmen atamaları: Sınıflarda öğretmensiz derslerin sürmesi, atama bekleyen öğretmen sayısının büyüklüğü.
- Çocukların beslenme ve temel ihtiyaçları: Servis, kantin ve defter gibi zorunlu harcamaların ailelere yükü.
- Kayıt parası ve bağış uygulamaları: Resmen kaldırıldığı açıklanan kayıt ücretlerinin farklı adlarla velilerden tahsil edildiği öne sürüsü.
“Öğrenci müşteri, veli finansör, devlet seyirci” ifadesi ne anlama geliyor?
Özbay, bir çocuğun okula başlama maliyetinin yaklaşık üç asgari ücrete denk geldiğini söyledi. Veli katkısı olmadan devlet okulunun ihtiyaçlarının karşılanamadığını, bunun da resmi söylemdeki “parasız eğitim” ilkesini zedelediğini belirtti.
Sendika, İstanbul başta olmak üzere bazı okullarda kayıt döneminde velilerden 20 bin ila 100 bin lira, hatta kamuoyunun bildiği kadarıyla 300 bin liraya varan bağış adı altında ödemeler yapıldığını savundu. Bu tablo, Özbay’ın “zorunlu gönüllü bağış düzeni” olarak nitelediği uygulamayla sonuçlanıyor.
Sendikanın öğretmenlere ilişkin eleştirisi
Özbay, öğretmenlerin mesleki görev tanımı dışında siyasi içerikli genelgelerle yönlendirilmeye çalışıldığını söyledi. Sınıfların, iktidarın siyasi ajandasını meşrulaştırma alanı olmaması gerektiğini vurguladı.
Açıklamada, eğitim çalışanlarının “propaganda memuru” yapılmak istendiği ileri sürüldü. Sendika, toplumsal barışın laiklik ve yurttaşlık bilinciyle inşa edileceğini, birlik çıkarlarına göre biçimlendirilemeyeceğini kaydetti.
Sendikanın velilere ve kamuoyuna mesajı
Eğitim-İş, ailelerin çocukları için karşıladığı eğitim maliyetlerinin sürekli arttığına dikkat çekti. Servis, kantin ve temel kırtasiye gibi kalemlerin çocuğun okula devamını doğrudan etkilediği vurgulandı.
Açıklamada, çocukların nasıl giyindiğinden önce ne yediğinin, nasıl okula gittiğinin ve güvenli bir sınıfta öğrenip öğrenemediğinin sorulması gerektiği belirtildi. Sendika, okul yönetimlerinden velilere aktarılan bağış ve kayıt taleplerinin şeffaf biçimde denetlenmesini istedi.
Dikkat edilmesi gereken kriterler
- Çocuğun günlük beslenme ve ulaşım ihtiyacının okul tarafından karşılanıp karşılanmadığını kontrol edin.
- Kayıt döneminde velilerden talep edilen “bağış”, “katkı payı” gibi ödemelerin yazılı belgeye bağlı olup olmadığını sorgulayın.
- Okulun temizlik, güvenlik ve öğretmen kadrosunun yeterliliğini yerel yönetim ve okul aile birliği kanalıyla takip edin.
- Genelgelerle gelen yeni uygulamaların öğretmenlerin mesleki bağımsızlığına etkisini değerlendirin.
- Çocuğun okul başlangıcındaki uyum sürecinde sosyal ve ekonomik eşitsizliklerin yansımasını gözlemleyin.
Sendika, önümüzdeki günlerde illerde saha çalışmalarını sürdüreceğini, okul ziyaretleriyle eğitimin mevcut durumunu raporlayacaklarını duyurdu. Açıklamanın tamamı, yeni eğitim öğretim yılının açılışına ilişkin sendika tutumunu yansıtıyor.


Yorum Yapın