İstanbul, 23 Ağustos 2026 — Cumhuriyet yazarı Ünal Emre Karaca, bugünkü köşe yazısında Türkiye gündemine ilişkin birikmiş sorunları sıraladı ve “TC vatandaşları aptal değildir” başlığıyla yayımladı. Yazıda, Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin seçmenden, kendi icraatlarıyla çelişen bir dizi adıma onay vermesini beklediği öne sürüldü.
Yazıda öne çıkan dokuz başlık
Karaca, “Şahsım Devleti” diye nitelediği cumhurbaşkanlığı sisteminin son dönemde attığı adımları dokuz maddede topladı. Bu maddeler arasında 2023 seçimlerinin üzerinden bir yıl geçmeden, yirmi yıl boyunca ihanetle suçlanan PKK terör örgütüyle ittifak kurulması ve ana muhalefet partisi içindeki bölünme yer aldı.
Yazıda ayrıca Cumhurbaşkanı adayının, seçim kazanmış belediye başkanlarının ve belediye çalışanlarının tutuklanması sürecine değinildi. Yazar, bu tutuklamaların “barış” ve “demokrasiyi güçlendirme” söylemiyle meşrulaştırılmaya çalışıldığını savundu.
Hapisteki isimler ve “barış” söylemi
Karaca’nın listesinde Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’nın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına karşın yıllarca hapiste tutulması, ardından PKK ile uzlaşılması ve seçmenden bunu onaylamasının beklenmesi de var.
Yazıda Gezi Parkı Direnişi “hükümet darbesi” olarak nitelendirilirken, MS hastası Tayfun Kahraman ve diğer Gezi davası sanıklarının uzun süre cezaevinde kaldığı, buna karşılık PKK’lı mahkumlar için “infaz ertelemesi” adı altında çerçeve yasa çıkarıldığı belirtildi. Gazeteci Merdan Yanardağ’ın “casus” suçlamasıyla tutuklanması ve TELE1’e el konulması da aynı çerçevede ele alındı.
Milletvekili, komedyen ve emekli amiral
Karaca, avukat Can Atalay’ın milletvekili seçilmesine ve Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen hapiste tutulduğunu hatırlattı. Komedyen Deniz Göktaş, AKUT kurucusu Nasuh Mahruki, emekli amiral Türker Ertürk ve maden işçilerinin gözaltına alınması da yazıda sıralandı. Yazar, tüm bu uygulamaların “Terörsüz Türkiye” söylemiyle yürütüldüğünü kaydetti.
İmralı pazarlığı ve bildiri
Yazının son bölümünde hapisteki PKK lideriyle medyaya yansıyan pazarlıklara dikkat çekildi. “İnfaz ertelemesi” adı altında kısmi af çıkarıldığı, ardından örgüte “pazarlık yok, af yok” bildirisi yayımlatıldığı belirtildi. Karaca, bu çelişkili sürecin “demokratikleşme” adresi olarak İmralı’nın gösterilmesiyle tamamlandığını yazdı ve “Pes, vallahi PES” ifadesini kullandı.
Anayasa vurgusu ve seçmen eşitliği
Karaca, yazının girişinde Osmanlı İmparatorluğu’nun Türkleri “Etrak-ı bî idrak” ve Ermenileri “Tebaay-ı Sadıka” olarak tanımlamasını anımsattı. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ise “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir” hükmüyle vatandaşları eşitlediğini vurguladı. Bu nedenle başlığı, seçmenleri eşit TC vatandaşları olarak tanımlayan bir biçimde attığını söyledi.


Yorum Yapın