Anasayfa Son dakika Taliban yönetiminde gündelik hayat: BBC’nin tanıklığı

Taliban yönetiminde gündelik hayat: BBC’nin tanıklığı

Taliban yönetiminin beş yıllık dönemini sahadan aktaran BBC tanıklığı

BBC Dünya Servisi muhabiri Kawoon Khamoosh, iki yıldan uzun süren görüşmelerin ardından Taliban’ın önde gelen isimlerine eşine az rastlanır biçimde erişim sağladı. Şibirgan, Kabil ve Kandahar’da yürütülen haber, ABD destekli hükümetin devrilmesinin üzerinden beş yıl geçen Afganistan’da boşanma, kadın hakları, akıllı telefon yasağı ve basın özgürlüğü başlıklarını bir arada ele alıyor.

Taliban, 2021’de iktidara gelirken değiştiğini iddia etmişti; ancak BBC’nin sahadaki tanıklığı, uygulanan politikaların büyük ölçüde 1990’lardaki katı şeriat yorumuyla örtüştüğünü ortaya koyuyor. Kadınların çoğu meslekten men edildiği, ortaokul ve üniversiteye erişimin büyük oranda kısıtlandığı ülkede, eski bir Taliban komutanı olan Cüzcan Valisi Abdullah Sarhadi’nin ofisinde yaşanan boşanma davası, yönetimin gündelik işleyişine ayna tutuyor.

Sarhadi’nin ofisinde bir boşanma davası

BBC, kuzeydeki Şibirgan’da eski bir savaşçı, bir dönem Guantanamo’da tutulmuş ve yeniden vali atanmış Sarhadi’nin makamına gidiyor. Vali, önce kırık kollu bir çocuğun tedavisi için para veriyor, ardından yerel bir camiye bağışta bulunuyor. Sonrasında ise 18 yaşındaki Tuba (gerçek adı değil), aylardır süren şiddet ve dayak nedeniyle kocasından boşanmak istediğini söylüyor.

Sarhadi, kadını evliliğe devam etmeye ikna etmeye çalışıyor. Kadınların “akılsız” ve “zekadan yoksun” olduğunu söylediğinde çevresindeki erkek yetkililer kahkaha atıyor. Şeriat hükmüne göre koca, başlık parasının bir kısmının veya tamamının iadesini isteyebiliyor; Tuba’nın kocası düğünde verdiği paranın dört katını talep ediyor, aile ise bu miktarı ödemeyi reddediyor. Vali sonunda kadına ayrı bir oda ayrılacağını ve kocanın dövmesi halinde hapse atılacağını söylüyor.

Taliban’ın akıllı telefon yasağı: “Sorun çıkabilir”

Sarhadi, elindeki eski tip küçük ekranlı telefonu göstererek yetkililere getirilen akıllı telefon yasağının işleri yavaşlattığını anlatıyor. “Önceden hızlı mesaj gönderebiliyordunuz, belgeleri iletip hızlıca cevap alabiliyordunuz” diyor, ancak cümlesini bitirirken yasak hakkında daha fazla konuşursa “sorun çıkabileceğini” ekliyor.

Bu sınırlama, Taliban’ın gündelik yönetim rutininin küçük ama somut bir parçası. Dijital iletişimin kısılması, valiliklerden bakanlıklara bilgi akışını ve karar alma hızını doğrudan etkiliyor; ancak yetkililer konuyu açmaktan açıkça çekiniyor.

Bamiyan’da Buda heykellerini yıktığını anlattı

Sarhadi, 1990’larda Taliban’ın Bamiyan’daki devasa Buda heykellerini havaya uçurmasından söz edildiğinde başta sorudan kaçınıyor, sonra şunu söylüyor: “Onu kendi ellerimle yok ettim. Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz her şey Allah’ın emirlerine ve kanunlarına uygundur. Putları satmak yerine kırıyoruz. Bu Allah’ın takdiriydi.”

Bölgede hâlâ sadece büyük bir boşluk bulunuyor; arkeolojik alanın geleceği, uluslararası kınamanın üzerinden çeyrek asır geçmiş olmasına rağmen belirsizliğini koruyor.

Eski intihar saldırısı sorumlusu Habibullah Badr

Kabil’de BBC’yi zırhlı araçla gezdiren Badr, daha önce “intihar saldırganlarının operasyonlarından sorumlu” olduğunu, kentin sokaklarını ve kuytu köşelerini çok iyi bildiğini söylüyor. Geçmişe dair konuşmaktan, bunun “insanları üzmesinden” ve “yaraları deşmesinden” çekindiği için kaçınıyor; sivil ölümlerine ilişkin soruya ise sivillere yabancı üslerden uzak durmaları yönünde çağrı yaptıklarını hatırlatıyor.

Bir aşiret toplantısında hayır kurumu başkanı Sultan Muhammed Talaee’nin kızların eğitimi hakkındaki sözleri salonda rahatsız bir sessizlik yaratıyor; mikrofonu hızla önünden alınıyor. Talaee, BBC’ye daha sonra “Bilgi edinmek İslam’da hem erkekler hem kadınlar için yükümlülüktür” diyor ve söylemek istediği başka şeyler olduğunu ama konuşmasına izin verilmediğini anlatıyor.

Mücahid: “Her şeye Şeriat perspektifinden bakmalıyız”

Taliban hükümetinin sözcüsü Zabihullah Mücahid, 2021’den bu yana kamuoyundaki yüzü. Gerçek adının Tahir Şah Sıddıki olduğunu BBC’ye ilk kez açıklıyor. 2021’deki ilk basın toplantısında kadınların “Taliban çerçeveleri dahilinde” çalışıp eğitim göreceğini söylemesinin ardından yaşanan kısıtlamalar sorulduğunda yanıtı şu oluyor: “Kadın haklarına, ifade özgürlüğüne ve diğer konulara Şeriat çerçevesinden bağlıyız. Her şeye Şeriat perspektifinden bakmalıyız.”

Kadınların ofis gibi yerlerde çalışmasının “ahlaksızlığa yol açacağını”, eğitim konusunun “tartışmalı olduğunu ve Şeriat esaslı çözüme ihtiyaç duyulduğunu” söylüyor. Basın özgürlüğüne ilişkin soruya ise medyanın İslam kanunlarına aykırı yayın yapamayacağını, istenen propagandaya alet olamayacağını dile getiriyor.

Kandahar’da artan kısıtlamalar ve “fiili başkent”

Mücahid, zamanının büyük bölümünü Taliban’ın kalbi olarak görülen, bazılarınca “fiili başkent” kabul edilen Kandahar’da geçiriyor. BBC’nin ruhani lider Molla Heybetullah Akhundzade ile görüşme talebi reddediliyor; Akhundzade daha önce medyaya hiç röportaj vermedi.

İki yıl önceki son ziyaretten bu yana Kandahar’daki gündelik hayatın daha da kısıtlandığı belirtiliyor. Kadınlar eğitim yasakları nedeniyle hayallerinin suya düştüğünü, protestolara katılan arkadaşlarının hapse atıldığını anlatıyor; görüştüğü gazetecilerin çoğu Taliban’ın istihbarat örgütü tarafından çağrıldığını ya da sorgulandığını söylüyor.

Haber ne anlatıyor, ne anlama geliyor?

BBC’nin tanıklığı, Taliban’ın beş yıllık iktidarında bireysel bir boşanma davasından ulusal politikalara uzanan bir tablo çiziyor. Sarhadi’nin ofisindeki diyalog, “değiştik” söylemiyle sahadaki uygulama arasındaki mesafeyi tek bir sahnede açığa çıkarıyor.

Mücahid’in Şeriat vurgusu, Badr’ın geçmişe dair sessizliği, Kandahar’daki artan kısıtlamalar ve akıllı telefon yasağı; yönetimin hem söylemini hem pratikteki araçlarını ortaya koyuyor. Kadınların eğitimi, meslek hayatı, boşanma ve ifade özgürlüğü başlıklarında yaşanan daralma, haberin omurgasını oluşturuyor.

Sahadan çıkan kriterler ve pratik tablo

Haberden çıkan başlıklar, kısaca şöyle özetlenebilir:

  • Boşanma: Kadının kocanın rızası olmadan ayrılması güç; başlık parası iadesi ve uzlaşı süreci devrede.
  • Eğitim: Kızların ortaokul ve üniversiteye erişimi büyük ölçüde kısıtlı; Taliban sözcüsü konunun “tartışmalı” olduğunu savunuyor.
  • Çalışma hayatı: Kadınların çoğu meslekten men edildi; ofis gibi ortamlarda çalışma “ahlaksızlık” gerekçesiyle engelleniyor.
  • İletişim: Yetkililere akıllı telefon yasağı uygulanıyor; yasak hakkında konuşmaktan kaçınılıyor.
  • Basın: Gazeteciler istihbarat tarafından çağrılıp sorgulandığını aktarıyor; medyaya yönelik kısıtlamalar sürüyor.
  • Geçmişle yüzleşme: Eski savaşçılar geçmişteki şiddet olaylarını tartışmaktan kaçınıyor.

Bu tablo, Taliban’ın söylemdeki “ılımlı” çizgisinin sahada nasıl uygulandığını gösteriyor. Beş yıllık dönem, özellikle kadın hakları, eğitim ve ifade özgürlüğü başlıklarında 1990’lardaki katı şeriat yorumuyla süreklilik taşıyor.

Yorum Yapın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.