İstanbul Boğazı’nda sürüklenen tekne kurtarıldı. Yavuz Sultan Selim Köprüsü önlerinde 28 Ağustos 2026’da yaşanan olayda, makine arızası nedeniyle akıntıya kapılan 15 metrelik tekne, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ekiplerinin müdahalesiyle emniyete alındı.
İçinde 2 kişinin bulunduğu teknedeki yolcuların durumuna ilişkin açıklamada, herhangi bir yaralanma ya da can kaybı bildirimi yapılmadı. Kıyı Emniyeti ekipleri olay yerine KEGM-5 hızlı tahlisiye botuyla ulaşarak tekneyi yedekledi.
İstanbul Boğazı’nda sürüklenen tekne kurtarıldı: Olay nasıl gelişti?
Tekne, Yavuz Sultan Selim Köprüsü açıklarında makine arızası verdi. Arıza nedeniyle manevra kabiliyetini kaybeden tekne, Boğaz’ın kuzey-güney aksındaki yoğun akıntı etkisiyle sürüklenmeye başladı. Çevredeki gemiler ve Kıyı Emniyeti ekipleri durumu kısa sürede tespit etti.
Bölgeye sevk edilen KEGM-5 hızlı tahlisiye botu, tekneye yanaşarak halat bağlantısı kurdu. Yedekleme operasyonu sırasında Boğaz’da gemi trafiği kısmen yavaşlatıldı. Kurtarma çalışması, akıntının etkisinin görece arttığı öğleden sonra saatlerinde tamamlandı.
Tekne hangi noktada emniyete alındı?
Kurtarma operasyonunun ardından tekne, Beykoz Çubuklu İskelesi’ne çekildi. Bu nokta, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün Anadolu yakasındaki ayağına yakın bir konumda yer alıyor ve Kıyı Emniyeti açıklamasında adres olarak belirtildi.
Emniyete alma işlemi, hem teknenin hem de içindeki 2 kişinin güvenliği için kritik öneme sahipti. Çubuklu İskelesi, acil durum demirlemeleri için uygun bir sığınak olarak değerlendiriliyor. Kıyı Emniyeti ekipleri olay yerinde gerekli incelemeleri tamamladıktan sonra birimlerini limana döndürdü.
Makine arızası Boğaz’da neden tehlike yaratıyor?
İstanbul Boğazı, coğrafi yapısı gereği iki ayrı yönlü akıntıya sahip. Özellikle Yavuz Sultan Selim Köprüsü hattında suyun hızı belirgin biçimde artıyor. Bu koşullarda makine arızası veren bir tekne, birkaç dakika içinde kontrolden çıkabiliyor.
Boğaz’da sürüklenen bir tekne için kritik riskler şöyle sıralanıyor:
- Karşı yönden gelen gemi trafiğiyle çarpışma
- Köprü ayaklarına çarpma ve yapısal hasar
- Sahil şeridinde yoğun alanlara yanaşma
- Yolcuların denize düşme riski
- Kıyıya oturma ve batma tehlikesi
Kıyı Emniyeti’nin müdahale kapasitesi nasıl çalışıyor?
KEGM, Boğaz’da meydana gelen kazalar ve sürüklenme vakalarında hızlı tahlisiye botları, römorkörler ve kurtarma gemileriyle müdahale ediyor. KEGM-5, bu filonun kıyıya yakın acil müdahalelerde görev alan hızlı tahlisiye botlarından biri olarak öne çıkıyor.
Acil durum ihbarı VTS (Gemi Trafik Hizmetleri) veya çağrı kanallarından geldiğinde, koordinatlar birkaç dakika içinde en yakın tahlisiye botuna iletiliyor. Yavuz Sultan Selim Köprüsü bölgesi, Kıyı Emniyeti istasyonlarına yakınlığı nedeniyle müdahale süresinin kısa olduğu noktalardan biri.
Boğaz’da tekne kullananların dikkat etmesi gereken noktalar
Örneğin 15 metrelik küçük-orta boy bir tekne için motorun yedek gücü tek başına yeterli olmayabilir. Benzer bir vakada can güvenliğini artıracak temel kriterler şunlar:
- Teknenin motor bakımı son 12 ay içinde yapılmış olmalı.
- Yedek dümenek veya acil durum kontrolü hazır bulundurulmalı.
- Can yeleği her yolcuda hazır durumda olmalı.
- Acil durum çağrı kanalı (VHF Kanal 16) kullanım bilgisi güncel olmalı.
- Hava ve akıntı raporu sefere çıkmadan önce kontrol edilmeli.
Sık yapılan hatalar ve yanlış bilinenler
Sürüklenme vakalarında ilk refleks olarak ‘karaya yanaşmak’ tercih ediliyor. Oysa Yavuz Sultan Selim Köprüsü hattı gibi ana akıntı bölgelerinde sahile doğru yönelmek, tekneyi akıntının dik yönüne taşıyarak kontrolü zorlaştırabilir.
Yanlış bilinen bir diğer nokta ise küçük teknelerin otomatik olarak römorkör çağrısı yapamayacağı yönünde. Kıyı Emniyeti, tehlike sinyali alınan her boyuttaki tekneye tahlisiye botu sevk edebiliyor. Bekleme süresini kısaltan en önemli etken, doğru konum bilgisi ve net bir acil çağrı.


Yorum Yapın