Anasayfa Son dakika Diyanet’in 2016 uyarısı, 10 yıl sonra FETÖ dosyasına girdi

Diyanet’in 2016 uyarısı, 10 yıl sonra FETÖ dosyasına girdi

Adana adliyesi önünde soruşturma kapsamında alınan güvenlik önlemleri

Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Furkan Hareketi’ne yönelik soruşturması, on yıl önce Diyanet’in raporuna ve emniyetin 2017 tutanaklarına yeni bir anlam kazandırdı. Savcılığın elde ettiği dijital veriler, cemaatin üst kademesindeki 9 sorumlunun FETÖ/PDY kapsamında adli işlem veya müzahir kaydı bulunan kişilerle doğrudan irtibat kurduğunu ortaya koydu.

Soruşturma kapsamında aralarında hareketin elebaşısı Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul’un da bulunduğu 35 şüpheli tutuklandı. Savcılık, “irtibat” tespitini WhatsApp grupları, e-posta trafiği ve ortak dijital altyapı kullanımı üzerinden belgeledi.

Diyanet 2016’da neyi yazmıştı?

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2016’da hazırladığı ve kamuoyunda “Gizli Tarikatlar Raporu” olarak bilinen “Dini-Sosyal Teşekküller, Geleneksel Dini-Kültürel Oluşumlar ve Yeni Dini Akımlar” çalışmasında Kuytul cemaatine açıkça yer verildi. Raporda, hareketin söyleminin “darbecileri ve FETÖ’yü savunmaya, milli meselelerde Türkiye düşmanlarını tercih etmeye kadar uzandığı” ifade edildi.

Bu rapor, devletin kendi kurumları arasındaki ilk resmî uyarısı olarak kabul ediliyor. Ancak rapor, istihbari birimlere aynı yıl içinde operasyon yetkisi veren bir mekanizmaya dönüşmedi.

Emniyet 2017’de neden göremedi?

Adana İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şubesi’nin Ocak 2017 tarihli tutanağında, Furkan Eğitim Hizmet Vakfı’nın 33 ilde örgütlü olduğu belirtildi; 44 kişilik yönetim kadrosunda terör bağlantısı bulunmadığı yönünde değerlendirme yapıldı. KOM Şubesi’nin mahkemeye sunduğu raporda da cemaatin FETÖ ile bağlantısının tespit edilemediği bildirildi.

İki ayrı şubenin aynı yöndeki olumlu raporu, savcılığın 2024’te başlattığı dijital delil taramasına kadar değişmedi. Dosyada, dönemin iki şube müdürü hakkında “görevi kötüye kullanma” kapsamında ayrı bir inceleme başlatıldığı belirtildi.

Savcılık irtibatı nasıl tespit etti?

Soruşturma, cemaatin iç yazışmalarına ve dijital altyapısına ulaşılmasının ardından hız kazandı. Savcılık, ele geçirilen cihazlarda 2015-2022 yıllarına ait WhatsApp grupları, ortak e-posta sunucuları ve hosting kayıtlarını inceledi. Aşağıdaki tablo, dosyaya giren irtibat sayılarını özetliyor:

Cemaatteki görevFETÖ iltisaklı irtibat sayısı
Eğitim sorumlusu Harun Kızılboğa5
İkinci adam Erol Ardıç4
Furkan Nesli Dergisi sorumlusu Hasan Kütük4
İnternet sorumlusu Muhammet Yasin Birer3
Sosyal medya sorumlusu Abdul Aziz Sapaz2
Teknik ekip sorumlusu İsmail Ataş2
Muhasebe sorumlusu Yusuf Tapan2
Ceyhan sorumlusu Ertuğrul Şekerci1

Tablo, irtibatın yalnızca birkaç isimle sınırlı kalmadığını; eğitim, medya, teknik altyapı ve mali işler sorumlularının tamamına yayıldığını gösteriyor.

Dosyada hangi maddeler var?

Savcılık, şüpheliler için terör örgütüne yardım, örgüt üyeliği ve dijital verileri yok etme suçlamalarını içeren iddianame taslağı hazırlıyor. Gözaltına alınan 35 kişiden 26’sının tutukluluk hali devam ederken, 9 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Dosyanın kritik ayağı, Kuytul’un bizzat örgüt üyesi sayılıp sayılmayacağı. Savcılık, elebaşının doğrudan FETÖ iltisaklı kişilerle yazışıp yazışmadığını belirleyecek ek delil talep etti.

Benzer davalarda hangi kriterler aranıyor?

Mahkemeler, cemaat-FETÖ irtibatını değerlendirirken genellikle şu ölçütlere bakıyor:

  1. Ortak dijital iletişim altyapısı kullanımı.
  2. Eğitim kurumları arasında öğrenci ve personel geçişleri.
  3. Banka ve havale kayıtlarında ortak hesap hareketleri.
  4. Aynı adreste ikamet veya toplantı mekanı paylaşımı.
  5. ByLock, Eagle gibi örgütsel haberleşme programı tespitleri.
  6. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası finansal destek veya lojistik katkı.

Furkan dosyasında ilk dört kriter için savcılığın elinde belirli ölçüde veri olduğu, ByLock tespiti ise henüz kamuoyuyla paylaşılmadı.

10 yıllık süreçte neler değişti?

FETÖ ile mücadelenin kurumsal yapısı 2016’dan bu yana önemli ölçüde dönüştü. MİT ve Emniyet İstihbarat Daireleri arasındaki veri paylaşım protokolleri 2020 sonrasında sıkılaştırıldı. Dijital delil toplama yetkisi, 2023’teki düzenlemeyle doğrudan savcılıklara bağlı bilişim birimlerine verildi.

Adana dosyası, bu yeni yapının eski bir vakıf dosyasını nasıl yeniden açabildiğini gösteren ilk büyük örnek olarak gösteriliyor. Uzmanlar, benzer geçmişe sahip dosyaların yeniden değerlendirilmesi için emniyet ve MİT’in ortak çalışma grupları kurması gerektiğini savunuyor.

Sonraki adım ne?

Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nin iddianameyi kabul etmesi halinde dava, 2026 sonbaharında görülmeye başlanacak. Savcılık, dosyayı Diyanet raporu ve 2017 tutanaklarıyla birlikte delil olarak sunacak. Bu üçlü belge seti, benzer yapılanmalara yönelik olası yeni soruşturmalar için de referans oluşturacak.

Yorum Yapın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.